Dinimizin Hoşgörüsü


İslâmiyet, insanları dine girmek için zorlamaz, gösterdiği hoşgörüyle diğer dinlerin varlığını da kabul eder. İslâm insanların aklına kapı açar, gerçekleri sergiler. Fakat insanları kesinlikle dine girmek noktasında zorlamaz. “Dinde zorlama yoktur.”[1] ayeti bu hakikati ifade eder.

 

Dinî tercih ve kabul etmek bir istek ve kanaat işidir. Dinin özünde zorlama yoktur. Çünkü insanları zorlamak, dinin ruhuna aykırıdır. Bu konudaki ayet şöyledir:

 

“Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündeki insanların hepsi hakkı benimseyip iman ederdi. Yoksa sen inanmaları için insanlara zor mu kullanacaksın?”[2]

 

Buna göre, Kur’an’daki ayetlerde gerçeğin gösterildiği, insanların sorumluluklarına katlanmaları kaydıyla istediği yolu seçebileceği belirtilmiştir.[3] Dinin özünü hür irade, kendi isteğimiz ve seçimimize göre yaptığımız bir inanç ve iman teşkil eder.  

           

Peygamberlerin görevi, dini sadece anlatmak ve tebliğ etmektir, insanları İslâm dinîne girmeleri için zorlamak değildir. Allah bir ayetinde - bu konuda - şöyle buyuruyor:

 

“O halde (Resulüm, insanlara), öğüt ver (dini anlat). Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde (dinî konularda) bir zorlayıcı değilsin.”[4]

 

Peygamber (s.a.v.) insanları İslâmiyet için zorlamayarak hoşgörüyle davranmıştır. Bir zaman kendisine düşman olanları bile Mekke’nin fethinde affetmişti. Bu, onun geniş hoşgörüye ve üstün ahlak anlayışına sahip olduğuna işaret eder.

 

İslam tarihine bir göz attığımızda açıkça görüyoruz ki, başka dinlerin mensupları bizim aramızda huzur içinde yaşamışlardır. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethedince Hristiyanların dinî inanç hürriyetine geniş ölçüde saygı göstermiştir. Fatih, Hristiyanlığa karışmamış, kiliselere bir zarar vermemiş, aksine din hürriyetini teşvik etmiştir. Bu konuyu bizzat diğer din mensupları itiraf etmiştir. Yukarıdaki bu iki örnek bile dinimizin zorlamayı kabullenmediğini ve daima hoşgörüyü esas aldığını gösterir.

 

Din, zorla kabul edilebilecek veya ettirilebilecek bir sistem değildir. İslâm, insan iradesini esas alır ve bütün ilişkilerini bu esas üzerine kurar. Dolayısıyla kişi, ancak kendi iradesiyle inanır. Dinde her şeyden önce esas olan inançtır. İnanç ise, vicdanîdir ve kalbîdir. Zorlamayla hiçbir inanç ve akide kalıcı olamaz.

 

Abdurrahman BAŞÇI - Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni - ESKİŞEHİR

 

           

 



[1] Bakara, 2 / 256.

[2] Yunus, 10 / 99.

[3] Kehf, 18 / 29.

[4] Ğaşiye, 88 / 21-22.


Okunma Sayısı : 357

Yorum Ekleme

Adınız
Yorum

Eklenen Yorumlar

Hocam Allah razı olsun ! bende_niz Yalvaç İHL'den öğrencinizim!
mustafa / 28-Temmuz-2010

Üye Girişi

 
 

Öğretmenlerden Güzel Örnekler




Haftanın Kitabı

Kur`an`daki Anne

Yazarı:  R. Adeviye Akbulut  

Anneyi gerçek anne yapan o şefkatin nasıl kullanılacağının şifreleri ise Kur`ân-ı Kerim`de var. Yaşayan ve konuşan Kur`ân olan Resulüllah`ın (a.s.m.) mübarek sözlerinde var


Düşündüren Yazılar

Mutlu Evliliğin Sırrı..

Çocuk Dedesine Sormuş;

Dede, Nenem İle Kaç Yıldır Evlisiniz?

- 40 Yıldır Evlat. De...miş Dede.


Kırkambar

Beynimiz Su İçimde Yüzüyor

Hissetme, hareket etme, işitme, görme, tat ve koku alma, kalbin çalışması, nefes alma gibi hayati işlevlerin tümünü beynimiz gerçekleştirir. Ayrıca hormonlar üreterek vücudun ihtiyaçlarına göre düzenlemeler yapar.

Forum'dan Son Konular

[Bilgisayar] Google siyah olsaydı Gönderen: ogretmenhatti Ağustos 03, 2010, 12:17:43 ÖS
[Tanışalım] Hayırlı olsun Gönderen: ogretmenhatti Ağustos 03, 2010, 11:35:48 ÖÖ
[Tanışalım] Suudi Arabistanda öğretmen olarak çalışmak isteyenler. Gönderen: murat meriç Temmuz 27, 2010, 04:22:39 ÖÖ
[Duyurular] Berat Gecenizi Tebrik ederiz. Gönderen: ogretmenhatti Temmuz 25, 2010, 12:27:31 ÖS
[Portal Makale Arşivi] Her Şey Bir Kişinin Güzelleşmesi İle Başladı. - Dr.Ramazan BALCI Gönderen: ogretmenhatti Temmuz 20, 2010, 06:52:36 ÖS